Finike'de taşocaklarına karşı çevre mücadelesi veren Ali Ulvi ve eşi Aysin Büyüknohutçu'nun katledilmesine karşı düzenlenen eylemde yapılan basın açıklaması...

28 Mayıs 2017

Dostlar

Bugün ülkenin her yerinden gelen bizler, Aysin ve Ali Ulvi arkadaşlarımızı genişleyerek büyüyen mücadelemizde inadına ve ebediyen yaşatmak için bir araya geldik. İnadına, her seferinde doğa için verdiğimiz savaşı çoğalarak ve daha güçlü olarak sürdüreceğiz. Çünkü doğa savunucularını hedef alan kurşunların bizi, yani mücadeleyi bitirmeye azmettiğini biliyoruz.

Biz, neye karşı savaştığımızı neden her gün daha fazla, daha fazla çoğalmak zorunda olduğumuzu da biliyoruz.

Çünkü:

Onlar, betondan kafesler üretmek için iş makinalarını doğanın kalbine saplayanlar!

Onlar, "kullanan öder" diyerek dağı, taşı, kurdu, kuşu, ağacı, gölü, nehri, insanı ve her şeyi ticari mal olarak görenler!

Onlar, iş cinayetlerine, doğa savunucularının katledilmesine, ekmeği için savaşanların cezalandırılmasına kör olan; ama sıra zenginliklerin paylaşılmasına geldiğinde keskin gözlü birer akbabaya dönüşenler!

Onlar, yağmuru, rüzgarı, güneşi, soluduğumuz nefesi bile satanlar!

Onlar, önce yer küreyi ısıtıp, iklimleri değiştirip sonra da kendi imalatları olan "küresel ısınma" ve "iklim değişikliği" pazarlarında satışa sunanlar!

Onlar, parklarımıza göz dikenler!

İşte bu yüzden ayrık durma, sadece kendi yerel mücadelemizi öne çıkarma gibi eski davranışlarımızı hızla iyileştirmek zorundayız.

Tam da bu yüzden ekoloji için yapılan her mücadele doğanın döngüsüne ve ruhuna uygun olmak zorundadır. Nasıl ki hiçbirimiz gündelik akışında, doğanın herbir bileşeninin diğerlerini baskı altına almaya çalıştığını görmüyorsak, bizler de doğa mücadelesinde aynı tavrı göstermek zorundayız. Tekilleşmiş savaşlar yalnızca kaybedilmeye mahkum oldukları için değil, aynı zamanda doğanın bütünlüğüne aykırı olduğu; doğanın sadece tek bir bileşeni lehine bir dengesizliği hedeflediği için de hızla diğerleriyle ortaklaşmak zorundadır.

Her mücadelenin aslında iki tarafı vardır. Bu kuralın uygulanamadığı tek durum "insanın doğaya karşı verdiği mücadele" dir. Çünkü "onlar" doğayı yağmalarken karşılarında onlara karşı savaş veren bir doğa yoktur. Bu nedenle Doğanın yağmalama ve saldırılara karşı korunması ancak kendi bileşenlerinden biri olan insanın ortaklaşmış ve bilinçli mücadelesiyle mümkün olabilir.

Dostlar,

Ayşin ve Ali Ulvi'yi ekoloji mücadelemizde ebediyen yaşatma hedefimizde başarıya ulaşmamızın bir diğer önemli şartı da, doğayı korumak için sergilediğimiz bu kararlı duruşa geniş halk kitlelerini de dahil etmektir. Ne zaman ki doğayı savunmanın aslında soframızdaki ekmeği, soluduğumuz nefesi, gelecek nesilleri savunmak olduğunu halka anlatabiliriz, ancak o zaman eko-sistemin asli ve nihai savunucularını harekete geçirebiliriz. Yaşam savunucularına çağrımızdır!